17 Temmuz 2007 Salı

Sinekritik: Sıkı Polisler



İngiliz taşrasında canı sıkılan polisleri hicveden 'Sıkı Polisler, özellikle ilk bölümüyle dikkat çekici. Film, Amerikan aksiyonlarına hem saygıda bulunuyor, hem de dalga geçiyor

Bu haftanın mönüsünü İngilizler belirliyor. 'Sıkı Polisler' çevirisiyle gösterime giren 'Hot Fuzz', ada topraklarında da aksiyon çekilebileceğini gösteren bir çalışma. Ama yine de 'Biz farklıyız'ı elden bırakmıyor. Kendi ülkelerinde çok tutmuş TV dizisi 'Spaced'i yaratan, ardından da zombi parodisi 'Shaun of the Dead'i çeken ve de Edgar Wright, Simon Pegg, Nick Frost'tan gibi isimlerden oluşan ekibin imzasını taşıyan film, özellikle müthiş ilk bölümüyle dikkat çekiyor.

Tam bir işkolik olan Londralı başarılı polis memuru Nicholas Angel, yaptıklarıyla polis teşkilatında fazla ön plana çıkmaya başlayınca amirleri tarafından 'Biraz durulsun', ama da çok 'Bizi başarısız göstermesin' mantığıyla taşraya, sakin Sandford kasabasına tayin ettiriliyor. Gerçekten de sakinlikten neredeyse ölecek bu beldede, polislerin en büyük heyecanı kaybolan bir kuğunun peşine düşmekten öteye gitmiyor. Yıllardır suç işlenmeyen kasabanın rutin hayatı Angel'ı sıkarken peşi sıra gelen kaza ölümleri, kanını kaynatmaya başlıyor. Teşkilatın başı olan Frank Butterman'ın oğlu Danny'yle tam da Amerikan filmlerindeki gibi bir ikili olmaya soyunan Angel, sonunda partnerini kazaların aslında bir cinayet olduğuna ikna ediyor. Hedefteki isimse kasabaki süpermarketin sahibi Simon Skinner'dır.

Ekipten Wright'ın yönetmenliğini üstlendiği, Pegg'in de Angel'ı canlandırmanın yanı sıra senaryoya da el attığı 'Sıkı Polisler', her şeyiyle bir taşlama. Modern Amerikan sinemasının belki de biricik türü olan aksiyona, İngiliz humorunu elden bırakmadan bir katkıda bulunmaya çalışan film, her şeyiyle mükemmel başlıyor. Olay örgüsü, diyaloglar, oyunculuklar, karakter tanımlamaları vs., hepsi dört başı mamur. Lakin sonrasında hikâye süre problemiyle baş başa kalıyor. Daha doğrusu kendisine ayrılan süreyi, çok da verimli kullanamıyor. Olaylar, güzel bir finale doğru akarken ve kendi çapında esprisi dozajında ayarlanmışken, 'Sıkı Polisler', bir film içinde aynı aksiyonda iki kez yıkanmaya çalışıyor. Bu da filmin parlaklığını ve ona olan saygımızı kaybetmiyor belki ama yine de 'Ne gerek vardı?' sorusuyla bizi baş başa bırakıyor.

Diyaloglarda ifade edilen 'Bad Boys II' ve 'Point Break' filmlerinin yanı sıra 'Con Air', 'True Lies', '48 Saat' gibi birçok Amerikan aksiyonuna da göndermede bulunan film, finali itibarıyla da İngiliz klasiği 'The Wicked Man'e selam sarkıtıyor (bence taşraya gidip burada belaya bulaşan polis memuru tiplemesiyle Joon-ho Bong'un 'Cinayet Günlüğü'ne bile göndermede bulunuyor).

Oyuncu kadrosuna gelince, Simon Pegg ve Nick Frost arasındaki kimya mükemmel, hatta 'Bad Boys II'daki Will Smith-Martin Lawrence ikilisi düşünüldüğünde, değerleri daha da artabilir. Timothy Dalton, Jim Broadbent, Paddy Considine ve Bill Nighy ise filmin en bilinen yüzleri, onlar da takım oyununa katkıda bulunuyorlar. Sonuç itibarıyla bu son derece şenlikli filmi kaçırmayın derim...

Hiç yorum yok:

Güzel Sözler Site Ekle
 
eXTReMe Tracker